
“Otomobillerin ismi ne olursa olsun, herkes bunun Türk malı olduğunu bilecek.”




TDS Ayın Tartışma Konusu (Aralık 2009):
"Son günlerdeki
gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? (Murat Günak- Mindset, Sazan konsepti vd.) "
Murat Günak birkaç zaman öncesine veya bir kaç yıllar öncesine kadar kendisinin Türk tasarımcısı olmadığını, Almanlar tarafından yetiştirildiğini ve bu bilgiden hareketle Alman tasarımcısı olduğunu basında çok defa deklare etmişti. Şimdiyse bu günlerde elektrikle çalışan araç tasarımlarında “Otomobillerin ismi ne olursa olsun, herkes bunun Türk malı olduğunu bilecek.” gibi bir iddia ile Türk kimliğinden dem vuruyor. Burada sorulması gereken soru bence gayet kesinlikle şu: Şimdi geçmişteki deklerasyonlarına inatla isminden de hareketle dünyaca ünlü bir Türk tasarımcı tarafından geliştirilen elektrikle çalışan bir araç tasarımından mı bahsediyor? Yani işin PR(halkla ilişkiler) ayağında hedef kitle eğer Türkler ise kendi gerçeklerinden ( ben o dönemki söylemlerine ne olursa olsun kimlikli ve gerçekçi duruşuyla saygı duymuştum)vazgeçip başka bir algının yaratılması noktasında çaba mı harcamaya başlamış? Yani diğer bir deyişle market hedefi ile hareket edip Türk malı merkezinden tutturulmuş bir PR ile ne çeşit bir kazanç planının peşinden koşuyor?
Alpan Manasın inovasyon konusundaki yeteneklerini pas geçemeyiz elbette; ama bu inovasyon duygusununda temelinde el değmemiş alanlara yatırım ve bunun karşılığında elde edilecek kazançlarla ilgisi düşünüldüğünde bu birlikteliğin tamamen kapitalist bir dürtünün sonucuda olduğu gün gibi ortada açıkçası.
Murat Günak önceki söylemlerinden uzaklaşmış görünüyor. Alpan Manas için diyecek birşey yok zira kendi çizgisinde gayet keskin ilerliyor.
Boyner örneğinden atıfla inovasyonun gerçek karşılığına hakkını veriyor. Son yedi yıldır iktidarımızın genel siyasi ve idari performanslarını değerlendirdiğimizde onlar için "tasarım" kelimesinin pek de bir şey ifade etmediğini gözlemlediğimizi göz önünde bulundurursak Murat Günak ve Alpan Manas'ın elektrikle çalışan otomobillerinin onlarca neden desteklendiğini merak etmeden edemiyoruz açıkçası. Sn. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan beyefendinin bu projeyi desteklemesinin uzun yıllar öncesinde olduğu gibi Anadol otomobilinin geliştirilmesinin desteklenmesi hadisesinde olduğu gibi memleket sevgisi, endüstriyel açınım sağlanması gibi bu güne göre naif olan (maalesef yine siyasilerimiz sayesinde) duygularla bu işe yöneldiğini söylemek nedense bize pek bir hayalcilik gibi geliyor.
Tasarım hadisesini geçtik, ortaya çıkacak olan ürünlerin satışından ne gibi kârların elde edileceğini ucu açık ve belirsiz bir soru olarak geride bırakırsak, yüzde yüz bir Alman tasarımcı ile inovasyon üstadı bir yatırımcının başbakan onaylı projelerine ne tarafından bakarsak bakalım kapitalist yaklaşımlar olduğu aşikâr.
"Türk malı" saplamasının ne kadar demode olduğunu düşündüğümüz şu karanlık günlerde bunu bile bile üstelik de olabildiğince demode olmuşken ortalık yerlere seren kazanç endeksli bu yaklaşımları hiç bir şekilde dürüst ve içten bulmadığımı üzülerek bildirmek istiyorum. Eğer bu denli yenilikçi ve farklılıkları tasarım merkezinde ele alan bir hükümetimiz var ise bunca yıldır neden her hangi bir proje veya yaklaşım ortaya konmadı? Bunun cevabı aslında gayet açık: Tasarım da diğer bir çok mesele gibi eğer ticari bir getiri unsuru olabiliyorsa destek görüyor.
Ben şahsen elektrikle çalışan ve ülkemizde üretilen bir otomobilin varlığından çok büyük bir haz duyarım; ama benim aldığım haz duygusal ve son derece naiftir. Zira ben tasarımcıyım. Tasarımcıların kaleminden yükselen şeyleri çok severim.
Sonuç olarak bu konuda yapılacak yatırımların büyüklüğü malesef bir zamanlar Alman Tasarımcı olan bir meslektaşımızın milli bir söylem geliştirmesine neden olabiliyor. Aslında bu günlerin genel siyasi konjüktürüne baktığımızda da bu söylem hedef ticaret olunca tam da yerli yerine oturuyor. Dilerim bu işin sonuda İmza gibi olmaz.
12.08.2009